|
AKSEHIR
Yüzölçümü : 853 km2 Nüfusu : 114.172.000 İlçe Merkezi : 60.489.000 Köyler : 53.683.000 Rakım : 995 m.
|
|
İlçenin yerleşim birimi olarak kuruluş tarihi kesin olarak belli değildir. Anadolu tarihine yakın bir tarihi vardır. Bölgede Hitit (M.Ö.1800-1200) Frigya, Lidya, Roma ve Bizanslılar yerleşmiş 1447 yılında ise Osmanlı'ların eline geçmiştir. Kesin belli olmamakla 1868 yılında ilçe 1854 yılında belediye olarak teşkilatlanmıştır.
|
|
Akşehir'in Milli Kurtuluş Savaşında önemli yeri vardır. 18 Kasım 1921 de Garp Cephesi Karargahı Akşehir'e nakledilmiş 9.5 aylık hazırlık çalışması ilçemizde yapılmıştır. Hazırlık çalışmalarının yapıldığı ve Atatürk'ün bizzat çalıştığı bina halen Atatürk Müzesi olarak kullanılmaktadır.
|
|
26 Ağustos 1922 tarihinde başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos günü Zafer'le sonuçlanmıştır. Bugünkü müzemiz 1905-1906 yıllarında yapılan belediye binası 22 Kasım 1921- 24 Ağustos 1922 tarihleri arasında Batı Cephesi karargahı olarak kullanılmış, 1975 yılında yapılan onarımlı alt kati da sergilenmeye açılmıştır. Böylece etnogratik eserler (Atatürk'ün kullandığı eşyalar), 1. katta; sergilenirken, üst kat ise Bati Cephesi karargahı (Atatürk, İsmet Pasa, Asim Gündüz ve yaverlerinin çalışma odaları olarak düzenlenmiştir.)
|
|
Akşehir, Nasreddin Hoca ile adini Dünya'ya duyurmuştur.1208-1284 yıllarında Akşehir'de yasan ünlü düşünür ve mizah ustası Nasreddin Hoca anisini yaşatmak için uluslararası ve ulusal düzeyde kutlamalar ve festivaller düzenlenmektedir.
|
| Kurtuluş Savaşı hazırlık çalışmalarının yapıldığı ve Atatürk'ün bizzat çalıştığı bina halen Akşehir'de Müze halindedir. İlçemizde Nasreddin Hoca Türbesi, Tas Medrese, Selçuklu dönemi eserleri mevcuttur.
|
|
İlçe, batısında bulunan Sultan Dağları eteklerinde düz bir ova üzerinde kurulmuştur. Kuzeyinde Tuzlukçu, doğusunda Ilgın İlçesi, güneyinde Isparta ile çevrilidir. İlçenin kuzeyinde Akşehir Gölü vardır. Yüzölçümü 853 Km2, deniz seviyesinden yüksekliği 1050 metredir. İlçemizde genel olarak karasal iklim hüküm sürmekle beraber, Bati Anadolu ikliminin izleri de vardır.
|
|
Komşu İl ve İlçelerle, Afyon-Konya 300 nolu Devlet Karayolu ve Ankara-Isparta 695 nolu karayolu sayesinde ulaşım sağlanmaktadır. Konya-İstanbul Devlet demiryolu ağı ilçemizden geçmektedir. Buna bağlı olarak Demiryolu gar şefliği bulunmaktadır. |
AKSEHIR' DE TURIZM
Kuşların cıvıltıları, kelebeklerin uçuşması, gün ışığının sularda yarattığı parıltılar, gökyüzüne uzanan kamış alanlarıyla; gizemli bir manzara sergiliyor Akşehir Gölü. Deniz seviyesinden 966 metre yükseklikte ve tektonik bir göl olma özelliğine sahip. En derin noktası ise 7 metreyi buluyor. Sit Alanı olarak kabul edilen Akşehir Gölü, Eber Kanalı’nın yanı sıra, Sultan Dağları’ndan gelen beş dereyle besleniyor. Gölün etrafı sazlarla çevrelenmiş
Akşehir ve Eber Gölleri’nde, küçük karabatak ve tepeli pelikan, sazlıklarda balıkçıl kuşları karışık koloniler halinde üremekte. Ayrıca gölde sakarca, ak pelikan ve çeltikçi, yeşilbaş, çamurcun (cibil), ördek, sakarmeke (karakuş) gibi kuşlara rastlanmaktadır. Ancak bu önemli doğal deðer son yıllarda su miktarının azalmasına bağlı olarak ciddi çevre sorunlarıyla karşı karşıya.
Doğanın derinliklerinde kaybolmak ve tertemiz bir hava solumak isterseniz avcılık tam size göre denilebilir. Avlanabilen hayvanlar ve bunların av sezonlarını merak ediyorsanız, işte size sunabileceğimiz birkaç bilgi... Dağ hayvanlarından bıldırcın, güvercin, üveyik vb. bunların av sezonu 14 Ağustos’ta başlayıp 29 Ocak’ta sona eriyor.
Tavşan, Ada tavşanı, tilki, ağaç sansarı, kınalı keklik de 12 Ekim Tarihi’nden ertesi yıl 29 Ekim tarihine kadar avlanabiliyor. Göl hayvanları ise, sakarmeke, yeşilbaş ördek, boz ördek, fiyu, kaşıkgaga, tepeli patka, kılkuyruk, kadife ördek vb. kuşlardan oluşuyor. Bunların av sezonları da, 12 Ekim’de başlayıp 16 Şubat’ta sona eriyor.
Sultan Dağları eteklerinde kurulu olan Akşehir, dağ turizmi açısından da zengin bir potansiyele sahiptir. Yörenin en yüksek noktası 2610 metre yüksekliğindeki Gelincik Ana Tepesi olup, dağlar gerek tırmanış, gerekse yürüyüş (Treeking) ve kamp yapma açısından oldukça elverişlidir. Yılın belirli dönemlerinde Akşehir’den Yalvaç’taki Psidia Antik Kenti’ne yerel sivil toplum örgütleri ve tur firmaları tarafından doğa yürüyüşü düzenlenmektedir.
Öte yandan, Nasreddin Hoca Şenlikleri döneminde yamaç paraşütü ile atlayışlar da yapılmaktadır. Bu amaçla gerek THK gerekse çeşitli üniversitelerimizin dağcılık ve yamaç paraşütü ekipleri kentimize gelerek dağların bu elverişli durumundan yararlanmaktadır.
Doğal, tarihi ve folklorik değerler açısından zengin kaynaklara sahiptir. Bu zengin çeşitliliğin turizme yansıması ve yörenin turizmden aldığı payın artırılması gerekmektedir. Değişen turist profilinin, çevreye duyarlı ve kültürel özellikli yörelere ilgisi giderek artmaktadır. Dünya turizm örgütünün(wto) 2000 yılı sonrası tahminleri de bu yöndedir.
Akşehir Yöresi:
Başta nasreddin hoca türbesi olmak üzere, seyyid mahmut hayrani, seyyid yunus. Turabi, nimetullah nahcivani, hacı ibrahim sultan(şeyh hasan) türbeleri vb. Eserlere sahiptir. Söz konusu bu türbelerden özellikle nasreddin hoca, seyyid mahmut hayrani ve hacı ibrahim sultan türbelerinin binaları, sanduka ve çinileri ile tarihi ve arkeoljik açıdan büyük önem arz eden eşsiz türk-islam sanatı örneklerindendir (dinçer, 1995, s.103.) Akşehir’de selçuklu dönemine ait ulu camii, altunkalem mescidi, güdük minare mescidi. Küçük ayasofya mescidi, taş medrese mescidi, kızılca mescidi, kileci camii, hacı hamza mescidi, kalaycı mescidi, tahtakale mescidi vb.; osmanlı dönemine ait en önemli eser ise hasan paşa imaret camii, eşsiz mimari özellikler gösteren önemli eserlerdir. Akşehir’deki diğer önemli bir eserde, günümüzde arkeoloji müzesi olarak kullanılan selçuklu dönemi mimari eserlerinden, sahip ata fahrettin ali tarafından yaptırılan ve çeşitli kaynaklarda belirli bir dönemde darüşşifa olarak da kullanıldığı söylenen taş medrese külliyesidir (konyalı, 1945, s.280-285). Yörede, 1959 yılından beri her yıl aralıksız kutlanan ve 1974 yılından itibaren de uluslararası nitelik kazanan; 2000 yılında 33. Ulusal, 27. Uluslararası nasreddin hoca şenlikleri ve 20. “nasreddin hoca karikatür yarışması” ilçe turizmini hareketlendiren önemli faaliyetlerdendir (şenoğlu, 1998, s.37-38). Akşehir, sahip olduğu zengin tarihi, kültürel ve sosyal potansiyele rağmen turistik tesis kapasitesi bakımından yetersiz kalmaktadır. Yörede 11 belediye belgeli tesis de 526 yatak kapasitesi vardır, yörede bir “a” grubu bir de “ag” geçici olmak üzere iki seyahat acentası vardır. Yörede gerek işletme belgeli gerekse yatırım belgeli turistik konaklama tesisi bulunmamaktadır. Yöre izmir-¬konya, ankara-antalya. Konya-istanbul yol güzergahları üzerinde önemli bir kavşak noktası olduğundan ilçe yakınlarında iki adet turistik belgeli mola noktası tesisi ve bir adet de turistik işletme belgeli eğlence tesisi bulunmaktadır (il turizm müdürlüğü verilen. 1998).
Gençlik Turizm:
Seyahatine programsız olarak çıkan, serbest ve bağımsız olarak dolaşan ve ziyaret ettiği toplum ile ilişkilere giren, 15-24 yaş grubunu içine alan “gençlik turizmi”, yörede önemli bir potansiyele sahiptir. Yörede gençlik turizmi açısından en önemli potansiyel, thk’nun sahip olduğu, “akşehir planör ve paraşüt eğitimi merkezidir”. Ülkemizde thk’na ait; ankara-etimesgut, eskişehir-inönü, izmir-efes, antalya-merkez ve konya-akşehir olmak üzere 5 adet eğitim tesisi bulunmaktadır.genellikle yaz aylarında düzenlenen kurslara ülkemizin değişik şehirlerinden bazen de dünyanın değişik ülkelerinden gençler katılmakta ve kurs süresince thk’na ait olan yurt binasında konaklamakta ve yöreyi de gezme fırsatı elde etmektedirler. Öte yandan yörede bulunan sultan dağları yamaç paraşütü (para-gliding) için oldukça elverişli bir konumdadır. Bu amaçla gerek thk gerekse çeşitli üniversitelerimizin dağcılık klübleri zaman zaman yöreyi ziyaret ederek, dağların bu elverişli konumundan yararlanmaktadır. Bu potansiyelin gerek ülkede gerekse uluslararası boyutta tanıtılarak değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
İnanç Turizmi:
Kutsal beldeleri ziyaret etmek, dini toplantı ve törenlere katılmak veya bunları izlemek, dini görevleri yerine getirmek veya ünlü mabetleri görmek amacı ile yapılan çok önemli boyutlara ulaşan seyahat ve konaklamaların oluşturduğu turizm çeşididir (içöz, 1996, s.9) yöre islam dini açısından önemli eserlere sahiptir. Bu yöndeki en önemli ziyaret yeri nasreddin hoca türbesidir. Özellikle konya hz. Mevlana müzesini ziyarete gidenlerin yol güzergahı üzerinde uğradıkları önemli bir merkezdir. Ayrıca, seyyid mahmut hayrani ve nimetullah, nahcivani türbeleri ve ulu cami, iplikçi cami, hasan paşa imaret cami önemli ziyaret yerleridir. Ayrıca ilçede 18.yy.’dan kalma ve bugün nasreddin hoca ve turizm derneği kullanımında bulunan, bir ermeni kilisesi bulunmaktadır. Tarihi ve arkeolojik açıdan fazla bir önem taşımayan bu yapı kentin tarihi geçmişi hakkında bilgi vermesi açısından önem taşımaktadır (demirci, 1998, s.19-20).
Kültür Turizmi:
Eski sanat eserlerinin, tarihi yapıların, müzelerin, eski medeniyete ait kalıntıların görülmesi amacı ile yapılan araştırma, keşif ve seyahatler, kişilerin bilgi ve görgülerini artırmakta ve kültür turizmi içinde değerlendirilmektedir (toskay, 1989, s.156) akşehir kültür turizmi açısından zengin ve eşsiz potansiyele sahiptir. Akşehir’de ı9.yy.’ın sonuna kadar 21 medrese (fakülte) olduğu bir çok kaynak da geçmektedir (konyalı, 1945, s.2 75). Yörenin sahip olduğu eserlere ayrıntılı olarak değinmekte fayda vardır:
Nasreddin Hoca Türbesi:
Nasreddin hoca mahallesinde, 80 dönümlük bir mezarlık içinde bulunmaktadır. Mezar taşında hocanın ölüm tarihi olarak 1284 bulunmaktadır. Fakat türbenin selçuklular zamanındaki durumu hakkında bilgi bulunmamaktadır. Ancak eski sütunlar üzerinde yıldırım beyazıd’ın komutanlarından mehmed’in 1393 yılında türbeyi ziyaret ettiğine dair bilgiler bulunmaktadır (samur. 1996.8.115) türbenin mimari açıdan çok fazla bir değeri olmamasına rağmen, 1-locanın nüktedanlığı temsil etmesi açısından önemlidir. Türbe aslı itibariyle ahşap yapılmışsa da 1905 yılında yapılan tamirle mermer sütunlar ve mermer sanduka yapılmıştır.
Seyyid Mahmut Hayrani Türbesi:
Yöredeki en önemli mimari eserlerdendir. Bina tipik selçuklu türbelerinin karakteristik özelliklerini sergilemektedir. Fakat taş bina içindeki ahşap kapı(akşehir taş medrese arkeoloji müzesi), ve türbede mef’tun olan üç kişi için yaptırılmış olan ve selçuklu dönemi ahşap işçiliğinin doruğa çıktığı sandukalar (süleymaniye türk islam eserleri müzesinde) paha biçilemez değerdedir(samur, 1996, s.96-97)
Hacı İbrahim Sultan Türbesi:
Akşehir’in 3 km. Kuzeyindedir. Etrafı duvarlarla çevrilmiş bir avlu içerisindedir. Dış duvarları düzgün mermer bloklarla kaplıdır ve yine mermerden işlenmiş olan pencere levhası dikkati çekmektedir. Türbenin sandukası sonradan konulmuş sıradan bir sandukadır. Orjinalinin hicaz demir yolu yapılırken çalındığı ve isviçre’de olduğu çeşitli kaynaklarda geçmekte ve bu konuda resmi makamlar gerekli girişimlerini sürdürmektedirler (demirci, 1998, s.20)
Taş Medrese Külliyesi:
İlçedeki tek medrese selçuklu döneminde yapılmış “sahip ata fahreddin ali külliyesi”dir. Medrese, türbe, mescid, imaret, hamam, hanigah (sosyal tesis, genellikle konaklama için), çeşme ve kütüphane olmak üzere tam teşekkülü bir külliyedir. Taş medresede bugün; hanigah, imaret, çeşme, hamam ve kütüphane ayakta değildir. Fakat buna rağmen selçuklu dönemi en önemli mimari eserlerinden ve varolan bölümleri ile de eşsiz bir yapıdır. Günümüzde onarım nedeniyle ziyarete kapalı olan ve arkeoloji müzesi olarak kullanılan medresede; neolitik dönemden günümüze kadar çeşitli arkeolojik eserler müzede koruma altına alınmıştır. Özellikle bizans, roma, selçuklu ve osmanlı dönemine ait eşsiz örnekler dikkati çekmektedir (konyalı, 1945, s.280-290)
Akşehir Evleri:
Toplumların en önemli kültürel varlıklarını oluşturan alanlardan olan mimarlık ve kentsel miraslarımız, göç hareketleri, şehirleşme ve rant ekonomisinin baskılarıyla savunmasız kalmakta. Kimliklerini yitirmektedirler. Kentlerin kendine özgü kimliği, tarihi süreç içinde toplumsal olgular, kültürel ürünler, doğal çevre olanaklarının değerlendirilmesi, insanlar arasındaki iletişim olgusu içinde: bina, sokak ve meydanların özel bir yerde düzenlenmesiyle ortaya çıkar. Sit alanı olarak tanımlanan bu oluşum akşehir’de çok özgün bir nitelik göstermektedir (bektaş, 1992. S.5-15) sıra evlerden oluşan sokakların dokusunu, bazen yan yana, bazen sırt sırta, bazen birer atlayarak oluşturulmuş bahçe ve avlular belirler. Bu avlular, doğayı kentin yaşamıyla birleştirir. Evlerin yarı özel nitelikteki sahanlıklı girişleri, özgün kapı çözümleri, cumbaları, sokakların ve şehrin kimliğine özellik ve çeşitlilik katmaktadır (karaman, 1998, s. 26-27).
Turizm Merkezi Olarak Akşehir:
Türkiye’nin doğal ve kültürel kaynaklar yönünden ne kadar zengin bir ülke olduğu herkes tarafından biliniyor. Dört mevsimi yaşayabilen üç tarafı denizlerle çevrili, farklı kültürlerin ve inançların bir arada uzun yıllar ve hala yaşadığı bu ülke, ekoturizm açısından da oldukça büyük bir potansiyel taşıyor. Ancak, türkiye’nin ekoturizmdeki potansiyeli akdeniz çanağındaki avrupalı rakiplerine oranla çok somut biçimde daha fazladır. Çünkü; bu ülkeler endüstrileşmiş ve nüfusu büyük oranda kentleşerek otantik kültürlerini büyük oranda yitirmişlerdir. Türkiye’nin henüz gelişmekte olan bir ülke olması, doğal ve kırsal kültürel değerlerinin ve mirasının büyük bölümünün varlığını canlı biçimde sürdürüyor olması, türkiye’nin birçok yöresinde sürdürülebilir ekoturizm için büyük bir potansiyelin varlığını göstermektedir. Bu potansiyelin ön plana çıktığı merkezlerden biride akşehir olarak görülmektedir. Akşehir ekoturizm potansiyeli açısından şu başlık açısından ilgi çekebilecek potansiyele sahiptir: Organik tarım , ipek halıcılık , keklik yetiştirme çiftliği , doğa yürüyüşleri ve dağ turizmi , mağara turizmi , akşehir evleri , olta balıkçılığı, yamaç paraşütü , sıra yarenleri , köy düğünleri , yörük şöleni, Nasreddin Hoca Şenlikleri , bisiklet turları , at-eşek-deve turları , doğanhisar göletleri , bisse ve sultansuyu çamlıkları kamp alanları.